23 Kasım 2010 Salı

Ne yapacağımı bilmiyorum.

Dört yaşındaki bir çocuk sabah kalkıp evden çıkana kadar geçen 45 dakika içinde (bir saat değil) anne ve babasının tüm enerjisini alır mı? Alıyor valla, hem de öyle bir alıyor ki.

Sabah kalktım, yatağının başında uyanmasını bekledim. Kendiliğinden uyansında huysuz olmasın diye. Uyandı. Öpüp kokladım, ensesi sıcacık ve mis gibi (ekşi ekşi ama ben bayılıyorum o kokuya). ‘Günaydın’ dedim, ‘Canım benim, bi tanem’ dedim. ‘Çabucak bişey seyretmek istiyorum ‘dedi. Gözlerini açar açmaz aklına ilk gelen şey televizyon. Oysaki sabahları televizyonun açılması yasak. Ancak akşam yemekten sonra yatana kadar, yani 1 saat televizyon izleme izni var. Her sabah bunu hatırlatmamız gerekiyor o ayrı. ‘Şimdi kalk, ben hazırlanana kadar biraz oyuncaklarınla oyna’ ikna süresi 10 dakika. Neyse ikna olup, kalkıp legoların başına gidiyor. Sabah kriz sebeplerinden biri atlatıldı.

Oooo saat 8,30 olmuş hemen hazırlanıp çıkmamız lazım. Yoksa o kahvaltıya, ben işe geç kalacağız (haftanın en az 3 günü olduğu gibi). ‘Hadi’ diyorum ‘babayla ne giyeceğini seçin’. Ben de hazırlanmak için gidiyorum odama. Ama daha 5 dakika geçmeden, ağlayan bir çocuk ve sakin olmaya çalışan bir babanın sesleri geliyor içeriden. Evet günün en büyük krizlerinden biri yaşanıyor. Anlamıyorum daha dört yaşındasın nasıl olur da okula giderken giyeceğin pantalon, eşofman veya t-shirt bu kadar seçilemez ve büyük bir problem haline gelir.

Daha bitmedi. Kapıdan çıkmalıyız artık. Ama yok, neymiş efendim tatlı bir şey istiyormuş canı. Uzamasın olay diye bir tane lokum veriyorum. Ağzına atar atmaz yerde tepinmesi bir oluyor. Ağlayarak bir şeyler diyor, anlamıyorum. Sakin sakin ne istediğini ve ağlamadan söylemesini istiyorum. Bir tane yetmezmiş, tatlı bir şeyler istiyormuş. Açıklamaya çalışıyorum, ‘okulda kahvaltı edeceksin, reçel yersin, şimdi daha fazla bir şey yersen iştahın kapanır, hem aç karnına tatlı yersen karnın ağrır’ diye. Yok, artık kopma noktası, ağlama krizi son safhada. Aklına dün akşam gördüğü şekerleri takmış küçük bey, ondan istiyor. İkna çabaları boşuna. Sinir krizinin eşiğinde bir anne, kafasını duvarlara vurmaya hazır bir baba. Sonuç büyük bir hata, ağlayan çocuğa istediği verilir.

Arabada giderken (biraz sinirli, hadi epey bi sinirli) neden böyle şey yaşadığımızı, her sabah neden ağlayarak ve bağır cağır evde çıktığımızı soruyorum. Arkadan ses yok. Eline aldığı dört şekerden bir tanesini yiyor. Okula geldiğimizde ‘anneee, bu şekerleri akşam yiyeceğim’ diyor. Elinde tuttuğu üç şekeri bana veriyor, bir yere koymam için. Okulun kapısındaki manzara, gözü yaşlı iki tip birbirlerine sarılıyor. Öpüyor, sarılıyor, ayrılamıyor. Kapıdan dönüp bir daha sarılıyor ‘Anne, seni çok özleyeceğim.’ diyor. ‘Tamam, ben de seni, hadi çok geç kaldım işe’, ‘tamam, ama çok hızlı gitme, şekerlerim düşmesin’...

Sabah yaşananların bedeli 40 dakika işe geç kalmak ve hala sakinleşmeye çalışmak.
İşte sabahları boyundan büyük krizleri yaşatan küçük şey.



Ohhh, herhalde şimdiye kadar bu kadar uzun bir post yazmamıştım. Ne yapayım biraz sakinleşmeye ve içimi dökmeye ihtiyacım vardı. İyi de geldi. Ama hala nerede hata yaptığımı bilmiyorum. Çocuk yetiştirmek, büyütmek ne zor. Özellikle de sinirlerine hakim olarak bunu yapmaya çalışmak.

34 yorum:

  1. Yerim ben onu ya uyyy maviş boncuğum benim:))

    YanıtlaSil
  2. bizi okuyormuş gibi oldum desem..

    daha bayramda büyük bir sinir krizi yaşadık. Amcamın evindeyiz, akrabalar cümbür cemaat herkes orda. Yemek yenecek. Erdem'in elinde evden getirdiği beyaz arabası. Taaki kuzeni gelene kadar hiç çıtı çıkmadan oturdu/oynadı. Kuzen gelince o da araba istedi, tabii bulunulan evde çocuk yok,oyuncakta yok.Ben arabayı bir süreliğine ona da vermesine razı ettim ama kısa sürede geri istedi, tabii o da vermedi. Aldık arabayı ama kuzeni başladı ağlamaya. Bizimki hem vermiyor hem gidip gözünün önünde gıcıklık yapmaya başladı. Ya ona vermesi ya da saklamamız için döktüğüm diller işe yaramayınca, çileden çıkan bir anne ve ağlama krizine giren bir çocuk olarak soluğu dışarda aldık. Kızıyorum anlamıyor, güzel güzel anlatıyorum anlamıyor. Daha kötüsü çileden çıktığımı anladığı an üzerime gelmeye devam ediyor. Çileden çıkmıyormuş gibi numara yapıp sakin görününce de çileden çıkarmak için şartları zorlamaya devam ediyor.

    Sizi okuyunca ben de boşaltayım dedim. uzun oldu biraz, kusura bakmayın :)

    YanıtlaSil
  3. Yazdıklarını okurken,bir yandanda benim yaşadıklarım vardı aklımda.
    Benimkide daha 21 aylık ama günün sonunda yatağa ters düşüyorum üstelik ben çalışmıyorumda.
    Bende düşünüyorum senin gibi nerede hata yapıyorum diye, neden dinlemiyor , neden hep mızır mızır ama cevap yok.
    Benim gibi sende biliyorsun şimdiye kadar yaptığımız gibi sabır edeceğiz bir tarafdan babalarıda idare edeceğiz , ama benin şeklim şemalim kalmadı valla.
    Off bende çok doluyum çok , bana bu fırsatı verdiğin için teşekkürler cnm.
    Hepimize kolay gelsin.

    YanıtlaSil
  4. Ama annesi çok tatlı yawww yirim ben onu :)) İşin gerçeği şudur kiiii, büyük oğlum 14 küçük oğlum 10 yaşında ve asla asla asla bu sinir bozucu durum geçmiyor, geçmiyecek :(( Taaa ki evlenip gidinceye kadar Allah cümlemize nasip etsin görmeyi:))))

    YanıtlaSil
  5. Seni o kadar iyi anlıyoum ki,bende anlatmaya kalksam seninki gibi 3 post yazarım sanırım...Tunayla bizde aynı durumdayız.Hele bayramda..evden çıkmak istemedi,gittiğimiz yerlerde nereden öğrendiğini bilmediğim ama beni çok utandıran şeyler yaptı..En sonunda dayanamayıp ağladım..sinirlerim haftalardır yıpranmıştı çünkü.Tv, bilgisayar krizleri,bitmek bilmeyen doyumsuz istekler..yine bir geçiş dönemindeyiz sanırım.Kararlı ve istikrarlı,tutalı olmak gerekiyor.Bu bizi ne kadar yıpratsa da...(ben bunları yazarken, bulduğu bi fotoğrafımı buruşturup getirdi bana..sakinim..sakinim...1.2.3.4...)

    YanıtlaSil
  6. 2 yaş sendromunun dibine vurduğumuz şu günlerde,öyle iyi hissettim ki yaşadıklarını..

    ‘tamam, ama çok hızlı gitme, şekerlerim düşmesin’... ama bu kısma ağlamak ve gülmek arasında gidip geldim :)

    çook zor büyüyorlar çook!

    YanıtlaSil
  7. :))) çok şekermiş ya tipe bak maşşallah!vala içini şu şekilde rahatlatabilirim, benim kuzenim aloş 5 yaşında ve er sabah aynı ama aynı problemleri onlar da teyzemle yaşıyorlar giyeceği elbiseyi bir gece önce kendisi seçmiş olmasına rağmen sabah kalktığında beğenmeyip kavga çıkarıyor her sabah tartışıyorlar ve servise binmeye aşşağı ks iniyorlar teyzemle her sabah ama:)okuldan döndüğnde de canavar gibi dönyor zıplaya zıplaya:)şimdi gelelim kötü habere,kardeşim de okul dönemi başladığından beri her sabah anneme babama sinir kriz geçirtirdi çorabının dikişi batıyomuş,kahvaltıda başka bir şey yemek istiyormuş, kornflaksinin süt az olmuş falan ama her sabah avaz avaz kavga vardı evde:)ne yazık ki şu an 15 yaşında ve hala sabahları kök söktürüyor ancak daha sessiz şekilde:)

    YanıtlaSil
  8. Ne onlarla oluyor ne onlarsız. Severim ben onu:)

    YanıtlaSil
  9. ama çok tatlı bişi ya uy yerim ben onu 41 kere maşallah keşke benimde olsa bunun gibi bir tane:)

    Televizyonda gördüklerini istemeleri gerçekten fena..Abimin oğlu var 3 yaşında tvde ne görse istiyip kendini yere atıp ağlıyor ne sinir bozucu ve çocuklar için ne kadar kötü bişi..

    YanıtlaSil
  10. Ben bu çocuğu tanımıyorum. bu bizimki değil. bizimkinin arkasında kuyruğu ve kafasında 2 tane boynuzu var.

    YanıtlaSil
  11. He he he...:))) Daha çok dertleşeceksiniz. Benimkiler 27 ve29 yaşındalar, hala zaman zaman cebelleşiyoruz.
    Ama senin oğlun o kadar güzel ki maşallah, resmine bak bol bol, sinirlerin yatışır.

    YanıtlaSil
  12. Emre'nin yorumuna çok güldüm çook! :)) bu dert bi tek sizde yok. pek çok kişide var hatta her çocuklu evde. bakalım biz ne yapacağız. ama haklısın çok sabırlı ve dayanıklı ve sevecen ve de iradeli istikrarlı olmak gerekiyor. çok zor iş çok zor. düşünsene bir insan yetiştiriyorsun simin nasıl zor olmasın! ama çook tatlı yakışıklı şeker böcek bir şey. öptüm hepiciğinizi!

    YanıtlaSil
  13. Şimdilik çocuğumuz yok, çok rahatız ama, sanırım evde bir çocuk olmasından daha sorunlu ama daha güzel hiçbir şey yok :) Bunları okuyunca gözüm korktu ama,ailesini delirten o sevimli canavarı görünce yine çocuk isteyesim geldi :) Maşallah Allah onu tüm kötülüklerden korusun :)

    YanıtlaSil
  14. Valla canım bu ufaklıklar bizim çok sabrımızı siniyor.
    Benim şuan yok ama epey zorlu bir macera bir o kadarda tatlı bir huzur.

    Sana kolaylıklar dilerim ama hobi ile uğraştığımız için canın sıkıldığında hemen kendini boyaya ver çok iyi bir terapi oluyor. Engin deneyimlerimden :)
    Asude

    YanıtlaSil
  15. :) okurken gülümsetiyor yazı ama eminim yaşayanlar için hiç eğlenceli değildir:D
    Çocukların en güçlü silahı ağlamak, her çocuk yapıyor bunları belli zamanlarda, inşallah bu dönemler de geçecek, biraz sabır lazım tabi;)

    YanıtlaSil
  16. yazınızı okudum ve kızımın o yaşlardaki halleri geldi aklıma ama inanınki en tatlı çekişmelerin yaşandığı anlar bazen yorucu olsada daha ileriki aşamalarında daha farklı sorunlar çıkabiliyor çok şeker bir yumurcak :)

    YanıtlaSil
  17. Sevgili lolipu bu durumlar daha devam edecek.Hemen her çocuklu evde olan şeyler bunlar.Bizler onlara istediklerini vermeye devam ettiğimiz sürecede olacak şeyler.
    Biraz sabır gösterip HAYIRı kullanabilsek emnm br süre sonra onlarda düzelecektir.Ama bizler onları kırmama,üzmeme adına yapamıyoruz.Allah sabır versin hepimize
    sevgiler

    YanıtlaSil
  18. Analarımız da bizim kadar soruyormuydu acaba nerede hata yapıyorum diye :) Okuyoruz, araştırıyoruz, biliyoruz ve suçluyuz, yakamızdan hiç bir zaman atamadığımız suçluluk hissiyle yaşıyoruz :( Bir modelin 2007 versiyonu ben de de var. Veee sanki yazdıklarından kendimi yaşadım. Yaşıyor gidiyoruz işte. Bu da bir dönem. Geçecekkkk...Her şey yoluna girecek. Takipteyim :)

    YanıtlaSil
  19. hemen hemen aynı şeyleri yaşıyoruz, üstelik Tibet okula da gitmiyor. her istediğini ağlayarak yaptırmaya çalışıyor. sağlığı fazla narin diye olabildiğince ağlatmamaya çalışıyoruz ama bu da bizim başımıza patlıyor. zamanla düzelecektir elbet, hep böyle gitmez di mi?....

    YanıtlaSil
  20. Bu yorum bir blog yöneticisi tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  21. Huuuh.. okurken yoruldum vallah...aman benimkiler melekmiş meğer.... yaaaa yalnız acayip sevimli Allah bağışlasın Lolipucum...bir kere yanaklarından öp benim için olur mu?seni de öpüyorum..Yılbaşı için yaptıklarını merakla bekliyorum...

    YanıtlaSil
  22. Böyle tatlı olmasalar dayanılır mı? Her yaşta sevimlilikleri de dertleri de başka başka. Benimkiler 11 ve 8 yaşında. Yaşadıklarımızı yazsam roman olur roman. sevgiler.

    YanıtlaSil
  23. Bu güzelliğe kızılmaz ki annesi, büyüyünce beraber güleceksiniz bunlara. Ben çok özlüyorum geçen günleri ve o zamanlar kızdığım, kısıtladığım şeyler için çok pişmanlık duyuyorum. Genelde çoğu çocuk aç karnına tatlı birşeyler ister, bak yememiş işte annesi.
    Ahh en güzel ve sorunsuz günleriniz bunlar aslında...

    YanıtlaSil
  24. Lolipucum blogunu bir süredir keyifle takip ediyorum,belirtmeden geçemeyeceğim. çok tatlı bir oğlun var. Bu zamanlar geçecek yeni ve daha zor evreler gelecek. Benimki 9 yaşına ve bizde de play station kavgası var, hafta içi yasak olduğunu bile bile :)

    izleme listesine eklemek istemişsin, kontrol panelinde aşağıda okuma listesi var. Orada listeye ekle deyip benim blogumun linkini kopya yapıştır yapıp kaydedersen izlemeye alır. Okuyucum olman gurur verir :)

    sevgiler
    seden

    YanıtlaSil
  25. Ah Lolipucum, okurken dedim iste gelecekte beni bekleyen diger dertlerde bunlar.. simdiden ben bitmis durumdayim o gunler geldiginde ne yapacagimi bilmiyorum. ama diger yorumlari okudum da birinde dedigi gibi ''hayir'' demesini bilmek ve hayir dendiginde istikrarli olmak lazim sanirim. En cok yapilan hata bu benim cevremde gordugum. Cocuk aglar anne baba hayir der cocuk devam eder ve parent vazgecer cocugun istedigini verir.. cocuk da artik bu silahi kesfeder. hep kullanir daha cok aglarsam nasilsa benim olacak diye.. Oki artik anlayacak yasta. .biraz sabir ve istikrar dedigin gibi.. Allah sabir versin, sanslisin ki gene sabirli ve anlayisli bi babaniz var. bizde oda yok. yani baba varda sbirlisi yok. :) canim bence bi yontem belirle .. sen cok yaratici birisin, bi oyun bi duzen yapip bu her sabah yasanan problemleri en aza indirebilirsin belkide. ne biliyim sececegi elbiselere bi sinir getirmek. mesela onceden hazirlasan bi kac grup onlardan secse boylece osurec belki kisalir. o henuz istemeden sevdigi bi meyve ile evden cikmak yada evden cikmayi eglenceli hale getirecek baska bisi. bilemiyorum tabi. Bizim tek eglencemiz yuruyus yapmak ( yada benim ) ve oglum bebek arabasiyla gezmeyi sevmiyordu. hep aglayarak donuyorduk eve. bende push buggy denen bi araba aldim. icine koyuyorum ve ayni bebek arabasi gibi iterek gezdiriyorum. Okadr sevdiki artik elimi tutup o arabaya goturuyo beni hadi cikalim diye. yani boyle benzer bi cozum belki bulursun. :) kolay gelsin canim..
    of cok yazdim yaa.. ama dahada yazardim vallaa.. kisa tutmaya calistim. :)

    YanıtlaSil
  26. Ahh Nihancım, o gözler ve kirpikler bitiriyor zaten beni:))

    sergun; korkmasın korkmasın, güzellikleri daha çok:))

    Naile; ahh hep yaşananlar aynı desene:))

    Çiğdem; belki de çoğu zaman onlarında birer birey olduklarını unutuyoruz:)

    herşeyden azıcık; geçmeyecek mi, uyy yandık desene:))

    LiLa; ev dışında öğrendiklerine engel olmak mümkün değil: bizimki de bir ara evde hiç kullanmadığımız kelimeleri kullanıyordu. Neyse artık unuttu:))

    Tiryaki; 2 yaş sendromu, 3 yaş sendromu, 4 yaş sendromu bitmiyor, bitmiyor:))

    Sanemiko; kıyafetleri bir gece önceden seçmeyi bu gün denedik. Dün yatmadan seçti, hazırladık. Sabah böylece krizi atlattık. Teşekkürler:))

    MARİFETLİ PERİ; valla öyle, dün akşam ve bu sabah melekti melek:)))

    AYLİN; çok teşekkürler:)) bizimki aslında öyle tvde gördüklerini şimdilik pek tutturmuyor. Bakalım ileride nasıl olur:))

    YanıtlaSil
  27. Babasına mı çekmiş ne:))

    Nedret abla; ne kadar büyüseler problemleri de o kadar büyüyor di mi?

    Elifcim, şu günlerinin kıymetini bil canım, yürümeye ve konuşmaya başladıklarında, işte her şey o zaman başlıyor:))

    Lilacsmell; biz Okan olmadan önce ne yapıyorduk unuttuk doğrusu. Her zaman hayatımızdaymış sanki, iyi ki de var:)))

    Asudecim; doğru, neyseki kafa dağıtıcı güzel uğraşlarımız var:))

    biyasimadahagirdim; sabır sabır sabır en büyük ihtiyacımız:)))

    GÖNÜL; ahh hepsi birbirinden tatlılar, öyle olmasa kimse çocuk yapmazdı sanırım:))

    NESTUG; çok sağolll, Hayır da istikrar da çok önemli:))

    Hayal Arkadaşlarım, hoşgeldin. Bloğumu böyle bir postla tanıdın. Ama hep böyle değiliz neyseki. Geçecek geçecek eminim:))

    Tibet'in annesi; okula giden ayrı gitmeyen ayrı valla. Ağlatmayın tabii minnoşu, zamanla düzelir, hep böyle gitmez:) umarım:)))

    YanıtlaSil
  28. NEFİSE; yorucu di mi? Allahtan hep böyle değil, onunda melek olduğu çoktur:))

    dshandmade; tatlı valla hem de çok:)) Hepsi öyle değil mi? yoksa çekilecek dert değil:))))

    sesiber; güleriz di mi? Bzen ben de çok mu kurallıcı oluyorum diye düşünüyorum.

    tarcinmoscow; çok teşekkür ederim, her dönemleri ayrı di mi bu bızdıkların:)) İzleme listesine eklemek istedim, çünkü Google Readerdan takip ediyorum blogları. Linki kopyalıyım o zaman:))

    Kitchen Witchcim; sabırr, istikrar her zaman olmuyor işte:) Sana da sabırlar diliyorum:))

    YanıtlaSil
  29. maşallah nekadar tatlıymış oğlunuz resimlerine bakınca hepsineşeker tüm bu huysuzlukları bunlarmı yapıyor diye düşünmeden edemiyor insan..
    bir tanede bende var 27 aylık sizi öyle iiyi anlıyorumki çok benzer yaşadıklarımız ama ben çoktan istifa ettim artık ona kızmıyorum direkkendime kızıyorum çünkü ne yapsam nasıl davransam bulamadım yolunu hayır demek şart ama benim istediğini yaptıramayınca 2 saat kesintisiz ağlama potansiyeline sahip en baba sinir tellerinin bile dayanması güç bence:)

    YanıtlaSil
  30. maşallah nekadar tatlıymış oğlunuz resimlerine bakınca hepsineşeker tüm bu huysuzlukları bunlarmı yapıyor diye düşünmeden edemiyor insan..
    bir tanede bende var 27 aylık sizi öyle iiyi anlıyorumki çok benzer yaşadıklarımız ama ben çoktan istifa ettim artık ona kızmıyorum direkkendime kızıyorum çünkü ne yapsam nasıl davransam bulamadım yolunu hayır demek şart ama benim istediğini yaptıramayınca 2 saat kesintisiz ağlama potansiyeline sahip en baba sinir tellerinin bile dayanması güç bence:)

    YanıtlaSil
  31. kızım o yaştayken bende sizin gibi düşünüyordum. şimdi kolay zamanları asıl büyüdüğünde zor diyenleri resmen kovalamak istiyordum. ergenlik çagı denilen o felaket zamana geldiğinizde , bu dünyadaki herkezden daha çok sevdiğiniz ve değer verdiğiniz insanın ne kadar çok değiştiğini görmek ,ona ulaşmanın nasıl büyük bir sorun olduğunu gördüğünüzde keşke hep dötr yaşında kalsaydı ,beni yorsaydı gelip sıcacık sarılıp öpseydi diyeceksiniz.bu çağlarını doya doya yaşayın.

    YanıtlaSil
  32. Sizin en uzun yazdığınız , ama benim de okuduğum en anlamlı yazı.
    Yalnız değilim. Aynı stresleri, gelinen o uç noktaları birebir yaşıyoruz. Bütün hissettiklerinizi hissedebiliyorum. Çok tatlı bir oğlunuz var. Okula giderken uzun zamandır ağlıyorsa, okuldan memnun olmayabilir. Sabah huysuzlukları da, yorgunluktan. Akşamları erken yatarsa, problem azalıyor. Birde haftasonu öğle uykusu uyuduğu zaman ( ben zorla yatırıyorum) Haftaya daha güzel ve aklı başında başlıyor. Bu problemleri yaşamıyorsunuz. Benim kızım 5,5 yaşında. 5 yaşında idrak ettim.
    Sevgiler.

    YanıtlaSil
  33. Merhaba,

    Bir süredir bloğunuzu çok ama çok büyük bir zevkle izliyorum. Sizi yürekten kutluyorum. öyle heveslendirdiniz ki beni ben de yakında yaptığım işleri paylaşacağım bir blog oluşturmayı düşünüyorum. Kucak dolusu sevgiler, mutlu yıllar

    YanıtlaSil

Başka neler var neler:))

Related Posts with Thumbnails