10 Eylül 2014 Çarşamba

Hâlâ aklımızda kalan iki mekan - Rengigül ve Asude Ada Cafe

Bozcaada'ya gidip de Rengigül'de kahvaltı edilmez mi hiç? 

Bu kapıdan girdiğiniz anda bambaşka bir dünyanın içinde buluyorsunuz kendinizi. Derdi tasayı unutup, üstüne bir de mükellef bir kahvaltı ediyorsunuz:) Hele bir de benim gibi melekleri seviyorsanız, içeri girer girmez mest oluyorsunuz:)



Öyle güzel bir yer ki burası, her yeri her köşesi ayrı bir güzel. Dolu dolu dolu, her yer dolu:) 

Burası 1876 yılında inşa edilmiş bir rum konağıymış. 1977 yılında şimdiki sahibi Özcan Hanım burayı satın almış. Önceleri ev olarak kullanılmış. 1997 yılından beri de Rengigül Konukevi olarak hizmet vermeye başlamış.


Burası güzelliği ve huzuru dışında, kahvaltısı ile nam salmış. O reyhanlı domates, tazecik otlu börek, omlet, salça, limon rendeli lor peyniri, hele de o çeşit çeşit reçelleri karpuz, kavun, iğde çiçeği, gül, akasya, böğürtlen, gelincik, mandalina, incir, domates, biber, dut... Boş kalmayan çay bardakları... Yani ye, ye kalk biraz dolaş, etraftaki güzellikleri seyret, Özcan Hanımla, çalışanlarla ve diğer konuklarla sohbet et, otur tekrar ye, yee














Sanırım 3-4 saatimizi burada geçirdik, hiç ayrılmak istemedik. Bir daha ne zaman tekrar gideriz bilmem ama Özcan hanımı ve o kahvaltıyı hiç unutamayacağız kesin:))




Bir de sahil tarafında dolaşırken gördüğümüz Asude Ada var ki, burada da vakit geçirmek çok keyifliydi. Bu sene açılmış burası. Sahibi Asude ve annesi gibi şirin ve tatlı bir kafe. 



Yürürken bir anda "aa ne güzel bir yermiş burası" diye dikkatimizi çekti önce, sonra oturduk birer çay içtik. Kesmedi tabi ertesi gün yine gittik. Bu sefer bir şeyler yedik. 



Acıkmış olmalıyız ki hemen sildik süpürdük. Çok da lezzetliydi yediklerimiz.




İşe bu güzel mekanın sahibi Asude Hanım:) Yolu hep açık olsun:))





25 Ağustos 2014 Pazartesi

Bozcaada - Tenedos

Tatile kaldığımız yerden devam, son Bozcaada'ya 10 km kalada kalmıştık;

8 saatlik bir yolculuktan sonra Geyikliye vardık. Geyikli Feribot İskelesi'nden her saat başı (yaz için geçerli) Bozcaada'ya geçmek için feribot seferleri var. Biz de çok beklemeden kendimizi feribotta bulduk:) 




Yarım saat süren yolculuktan sonra Bozcaadaydık:)



Kalacağımız otele yerleştikten sonra kendimizi dışarı attık ve önce karnımızı doyurduk:)


Biz, Armagrandi adında bir otelde kaldık. Burası eski bir şarap fabrikasıymış. Ayrıntıları burada http://www.hotelspina.com/bozcaada/ bulabilirsiniz. Biz çok memnun kaldık. Otelin yeri çok merkeziydi. Dolaşmaktan yorulduğumuzda veya genel ihtiyaçlarımızı karşılamak istediğimizde hemen odamıza ulaşabiliyorduk. Odalarda avluya bakan küçük bir cam olduğundan biraz kasvetli geldi ilk başta. Ancak odada çok vakit geçirmediğimizden bizim için temizliği ve rahatlığı yeterliydi. Kahvaltısı da çok güzeldi. Personeli de çok sıcak kanlı ve yardım severdi. Bahçesi ise sakin ve çok huzurluydu. Bize güzel ve rahat bir tatil yeri oldu:)



Gittiğimiz yerlerde öncelikle kale varsa muhakkak gezeriz. İlk günümüzün yağmurlu başlaması tabii ki bizi durdurmadı ve ilk önce Bozcaada kalesine gittik. Havanın kapalı ve serin olması kaleyi gezmek için idealdi:)







Üç gün kaldığımız Bozcaada'da denize girmeyi tercih etmediğimizden günümüzü hep sokaklarda gezerek geçirdik. Yoruldukça ve acıktıkça oturup bir şeyler yedik veya otele gidip dinlendik.

İşte o güzel, rengarenk ve huzur dolu sokaklar.

















Ve o birbirinden güzel kapılar:)










Dahaa bitmedi. Sırada Bozcaada da gün batımı var:))

Ada büyük olmasına rağmen, yerleşim alanı küçük bir bölge. Geri kalanı bağlar, bahçeler, bağ evleri, plajlar. Arabanız yoksa bile dolmuşla ulaşabileceğiniz yerler. Her gün saat 18.30 da kalkan dolmuşlardan birine atlayıp hem adanın etrafını görüp, hem de Rüzgar Gülleri'nin oraya gidip güneşi batırabilirsiniz. Biz de öyle yaptık ve atladık bir dolmuşa geze geze güneşi batırmaya gittik. 

İlk durağımız Gülerada Reçelleriydi.



Burada reçellerin ve şarapların tadına bakabilir, beğendiğinizi alabilirsiniz. Alacağınız güzel bir şarap, size gün batımında eşlik edebilir:)




Rüzgar Güllerin'e vardığımız da gün bitmek üzereydi. Herkes yerlere oturmuş, ellerinde içecekleri, bu muhteşem manzara karşısında yerini almıştı.





Bir günü de böyle müthiş bir şekilde bitirdikten sonra, merkeze doğru yola çıktık.

Bozcaada için daha ayrıntılı bilgiye buradan http://www.bozcaadarehberi.com/ ve http://www.bozcaadarehberi.com/nm-bozcaada_hakk%C4%B1nda-cp-2 ulaşabilirsiniz. 

Demiştim Bozcaada için bir post yetmez diye. Devamı gelecek:))


15 Ağustos 2014 Cuma

Tatilin Özeti - 2014

Tatil dönüşü sendromu mudur? Ankara'nın havasından suyundan mıdır? yoksa tamamen psikolojik midir bilmem, geldim geleli elim kolum kalkmaz oldu. Bir yorgunluk, bir halsizlik, bir isteksizlik hâli var ki üzerimde sormayın.

Oysa tatildeyken ne güzeldi her şey. Sabah erken uyansan bile hemen bi ayılma, kendine gelme hâli. Gecelere kadar otursan, ertesi gün yine zımba gibi sıcak mıcak demeden dolanıp durmalar falan. Denizin, güneşin, sakinliğin dibine vuruş...



Vesselam tatil güzel şey anacım:))



Gölgesi-güneşi, denizi-kumu ayrı bir keyif,



Mavi suların hakkını en çok Oki verdi mesela. Eli, ayağı büzüş büzüş olana kadar sudaydı:)

Bense evde geçirilen sessiz, sakin, huzur dolu saatlere doyamadım. 









Her sene mutlaka bir Bodrum yapardık. Bu sene bir değişiklik yapıp Yalıkavak'a gittik.





Arkadaşlarımız da olunca daha da bi güzel geçti günümüz :)



Her sene tatilimizi yazlıkta geçirirdik. Bu sene biraz da gezelim dedik. Bir haftamızı yazlıkta geçirdikten sonra iki günümüzü Ören'de (Milas), Emre'nin anne-babasının yazlığında geçirdik.

Ören'de geçirdiğimiz iki günün ardından rotamızı Bozcaada'ya çevirdik. Sekiz saatlik bir yolculuktan sonra nihayet Geyikli'ye varabildik :)


Bozcaada ayrı bir post belki iki post olmayı hak ediyor. Fotoğrafları düzenler düzenlemez ve kafayı toparlar toparlamaz burada:))

Başka neler var neler:))

Related Posts with Thumbnails