23 Mart 2016 Çarşamba

Bardak altlıkları

Tuva yayınlarının "Klasik ve Modern Tığ İşi Projeleri" adlı kitabını aldığımdan beri içindeki tüm çalışmaları yapasım var:))) Yapmasam bile açıp, bakmak bile çok hoşuma gidiyor. 


Motifler önce bilmece gibi geliyor. Şablondan bakıp yapmaya çalışıyorum, olmuyor:((( Sonra adım adım yazılanları okuyarak yapıyorum, bazı yerleri anlamıyorum. Ör-sök, ör-sök (benim için bir klasik oldu:)) çözüyorum olayı:)) Şimdi işin ustaları bana gülüyordur "şuncacık şey için amma cebelleşiyor" diye:))) ama yeniyim buralarda, pes etmiyorum, yapana kadar inat ediyorum:))


Olay çözüldükten sonra arkası çorap söküğü gibi geliyor, elimden bırakamıyorum. 3-5 tane yapmadan duramıyorum:)



Bu motifi de çok severek yaptım. Yaparken de sevdiğim birine vereyim dedim. Hep kendime, hep kendime nereye kadar di mi ama:)))



Bitirince kurdele ile bağlayıp, Belizciğime hediye ettim:))) Bilenler bilir kendisi benim ablam olur:)) İnsanın bir kardeşinin olması, özellikle de ablasının olması ne güzel bir şey:))) Umarım o da severek güzel günlerde kullanır:))




Bakalım sıradaki proje ne olacak:) Yaptığım bir kaç şey daha var aslında, sırası gelince daha doğrusu üşenmeyip fotoğraflarsam onlarda burada yeri alırlar artık:)))) 

Hadi kalın sağlıcakla:)))

21 Mart 2016 Pazartesi

Melek kanadı broşlar

LOVE panolar postumda bahsetmiştim kumaş kaplı melek kanatlarından:))) meleklerimin kanatlarını bu sefer yakalara takmak için hazırladım.


Desenli kumaşlar, renkli kurdelelerle, danteller ve püsküllerle süslendi, ortaya böyle yaka iğneleri çıktı. Geçtiğimiz hafta katıldığım Neva Palas Tasarım Pazarı'nın yeni ürünleri oldu:)






Bilgi ve sipariş için instagram da lolipudan profilimden veya lolipudan@gmail.com adresinden iletişime geçebilirisiniz:))


17 Mart 2016 Perşembe

Battaniye ama küçük olanından :)

Neye niyet neye kısmet, battaniye diye başladım, diz battaniyesi olarak bitirdim. Hoş bahar gelmek üzere ama önümüz sene kış için battaniyem hazır en azından:)))


Bu yaz sevdalandım tığ işine. Ne zamandır aklımdaydı, yapılanları gördükçe içim gidiyordu. Ama örgü konusunda sıfır olan ben (daha önceleri heveslenip 1-2 şey örmüşlüyüm vardır, pek başarı gösteremedim ama:() bu işi nasıl yapacaktım? 


Yazlığa giderken yanımda götürmüştüm 3-5 renk yumak ve yegane bir tane tığ. Anneme dedim "gel şu işi öğret bana". Gösterdim nasıl bir şey örmek istediğimi. O da unutmuş yıllardır örmeye örmeye. Neyse öyle böyle derken çıkardı istediğim motifi. Ama gel gör ki annem solak:))) İpi, tığı, ilmeği her şeyi bana göre ters tutuyor. 


Azmettim bu işi yapacağım diye. Bir kaç deneme, ör-sök eğri büğrü de olsa ördüm bişiler. Ama kesmedi, aklımda hala çözemediğim yerler vardı. Kafada çözemedikten sonra iş ilerlemez bende. Sonra yazlığa gelen arkadaşımdan rica ettim öğretmesini. Bir ilmek üç lak lak derken yarım kaldı bu serüven.


Yaz bitti, sonbahar geldi. Okullar açıldı. Oki'yi okula bırakır bırakmaz soluğu Hamamönün'de Atölye Kırmızı Kedi deki tığ işi dersinde aldım:) Orada hocamızın anlatımıyla ördüğümüz motif sayesinde bende oturmayan taşlar yerini buldu.


Sonrasında rengarenk yünler, numara numara tığlar alındı ve evde çebelleşmeye başlandı. Neyse artık gördüğüm basit motifleri örer oldum:))) Baktım elimden bırakamıyorum bari daha büyük bir işe kalkışayım dedim. Mesela bir battaniye niye olmasındı:))))


Ekim, Kasım, Aralık, Ocak, Şubat derken, ara arada olsa, kare kare ördüm, ördüm birleştirdim, ördüm, ördüm birleştirdim. Birleştirme işini de youtubedan izlediğim videolar sayesinde becerdim sayılır. Baktım bitecek gibi değil, en iyisi diz battaniyesi olsun veya koltuk şalı mı diyorlar ne, işte ondan olsun dedim ve bitirdim.


Battaniye bitti bitmesine ama, benim tığ sevdam bitmedi. Akşamdan akşama, ara ara örüyorum yine, küçük küçük, şimdilik büyük bir şey düşünmüyorum. Sonucu hemen görmek istediğimden büyük ebattaki işler bana göre değil. Yapanlara sonsuz saygım var, kolay gelsin hepsine. Sabır işiymiş. 

5 Mart 2016 Cumartesi

LOVE panolar

Helooooo, bugünün postu 'love' panolar:)))

13-14 Şubat Sarnıç Park Sevgililer Günü Tasarım Pazarı için yapmıştım. Çaktırmayın yine geçikmiş bir post oldu, bugün Mart'ın 5'i:))))



Panolardaki kalplerde kumaş kullandım. Biraz dantel, bir parça kurdele ile aşkımı ifade etmeye çalıştım (ne demekse bu şimdi, ben de anlamadım:))))


Şimdi de önümüzdeki hafta 13 Mart'ta yapılacak olan Neva Palas Pazarında 40 kadın tasarımcıdan biri olarak yeni bir takım ürünler hazırlıyorum.

Katıldığım her tasarım pazarı için meleklerin yanı sıra yeni bir şeyler de yapmaya gayret ediyorum:))) Mesela bu kalp panolar sevgililer günü için özel hazırlanmıştı. Yeni pazar için de buradaki kalplerden ilham alarak, melek kanadı şeklinde, yine kumaşlı, dantelli, kurdeleli yaka iğneleri hazırlıyorum. Başka yeni ürünlerde olacak, onlarda sürpriz olsun:))))







Hadi şimdilik benden bu kadar, pazar için yapacak çokkkk işim var daha:)) herkese mutlu hafta sonları:)))




22 Şubat 2016 Pazartesi

İstanbul tatili:))

Evettt yine geçikmiş bir post ile buradayım:)) 

Çocukken her sömestr tatilinde annem, ablam ve ben İstanbul'a anneannemin yanına giderdik:) Geceden trene biner tıngır mıngır, yarım yumalak uyuyarak sabaha İstanbul'da olurduk. Tren Süreyya Plajı'ndan geçerken, camdan bakardık, anneannemin evi gözükürdü çünkü:) Ve anlardım geldiğimizi, birazdan Bostancı'da ineceğiz. Dayım bekler olurdu bizi hep, alır götürürdü hemen eve:))) Anneannem camda beklerdi. Canım benim, kafasını vurup, konuşma merkezi zarar gördüğünden konuşamazdı:((( İki kelimesi vardı; sevindi mi anam, anammm, sinirlendi mi amannn, amannn. Bizi hep anammm, anammmm diye karşılardı, nur içinde yatsın, benim bir gözü ela, bir gözü yeşil ananemmm:)))


Ahhh anılara daydım, gittim, ne güzeldi çocukluk. Hep gezerdik İstanbul'da, soğuk, moğuk dinlemezdik. Şimdi biz çocuklarımızı alıp gidiyoruz anneanneye. Yine soğuk, moğuk dinlemeden geziyoruz:))


Bu yarıyıl tatilinde de bir haftalığına gittik İstanbul'a, hava bir gün güzel, bir gün soğuk ama hep gezilecek kıvamdaydı:)

İlk gün Bağdat Caddesi'ne indik. Adettendir, illa bir caddeye iner, boydan boya yürürüz. Bir de bulduk mu güzel bir kafe, oturur kahvelerimizi içer, tatlımızı yeriz:)))




Bir günümüzü Galata'ya ayırdık, çok seviyoruz oraları. Erkenden gidince Galata Kulesi'nin tepesine de çıktık bu sefer:) Bütün İstanbul ayaklarımızın altındaydı:))




Tabii ki  Serdar-ı Ekrem Caddesi'n deki ve çevresindeki sevdiğim tüm dükkanlara girdik, çıktık. O güzel Galata kafelerinin hepsinde oturamasak da, yoruldukça 1-2 tanesinde oturup dinlendik. 



En güzeli de uzun zamandır görmediğimiz arkadaşlarımızla buluşmaktı:))


Doya doya akşama kadar Galata'da vakit geçirdik:) Her gidişimde bir günü mutlaka buraya ayırırım, çok seviyorum çünkü:))))




Ertesi gün Galata'nın yorgunluğunu evde dinlenerek geçirelim dedik. Ama baktık hava çok güzel dayanamadık öğleden sonra Pendik Marina'ya gittik. Marintürk diye bir marina yapmışlar, çok da güzel olmuş.




Mağazaların yanı sıra oturulacak çok güzel mekanlar var. Hemde tam deniz kenarı. Biz Ankaralılar için bulunmaz bir nimet, deniz kenarında oturup bir kahve içmek.


Deniz havası aldığımıza göre ertesi gün gezmelere devam edebilirdik artık. Bu sefer rotamız Sultan Ahmet. Vapurla Eminönü'ne geçip oradan tramvay yolunu takip ederek yürüye yürüye çıktık meydana. Buraya kadar gelmişken bir Sultan Ahmet köftesi yemesek olmazdı. Enerji depoladıktan sonra, önce meydanda biraz dolaştık. Daha önce gördüğüm yerleri tekrar görmek heyecanlandırdı beni. 


Dikili taşlar, Oki'nin ilgisini çeker diye düşünüyordum. Ama hiç ilgilenmedi bile. Çocuğu soğukta o kadar yürütüp, dolaştırdığımız için hafiften sinir yaptı tabii.



Sırada Aya Sofya,




Ve ilk gördüğümde de ilgimi çeken mozaikler,



Vee Yerebatan Sarnıcı. Son üniversitede bienal zamanında gitmiştim. Yine çok etkileyiciydi:) 



Sonunda Oki'nin de ilgisini çeken bir yer oldu, Medusa Kafaları:)))



Sultan Ahmet'deki renkli binaları da gördükten sonra, bu sefer tramvaya binip indik Eminönü'ne.



Sirkeci'de Rumeli Çikolatacısı'nda yorgunluk kahvemizi de içip döndük evimize:))


Pazar gününü evde güzel bir kahvaltı edip, dinlenerek geçirdik.


Pazartesi günü Kadıköy, oradan vapurla Beşiktaş, Akmerkez, derken akşam Etiler'de Ankara'dan komşumuz olan ve benim de çocukluk arkadaşımla buluştuk. Eski günleri yad ettik:)




Ankara'ya dönmeden bir gün önce hava çok güzel olunca, yine çıktık sokaklara:) Moda'ya gidelim dedik. Çay bahçesinde oturduk tost ve çay söyleyip, manzaranın keyfini çıkardık.





Bu güzel günü de dolaşa dolaşa bitirdik:)


Veee ayrılık vakti:((( Dolu dolu geçen bir tatilden sonra anneanneyi bırakıp Ankara'ya dönmek zor olsa da, evli evine, köylü köyüne... Bir daha ki, İstanbul tatiline kadar vedalaşıp döndük Ankara'ya.




Başka neler var neler:))

Related Posts with Thumbnails