1 Eylül 2016 Perşembe

Tatilin Özeti - 2016 vol.02

Şimdi tatil uzun dedim, yazlığın tadını doyasıya çıkardım dedim. Ama bir süre sonra günler rutine girmeye başlıyor. Sabah kalkıyorsun, kahvaltı, sağ solu toparla, denize in, gir çık, akşam üzeri eve dön, yemek hazırla, yemek ye, sofrayı topla, sohbet muhabbet. Her gün bir diğerinin aynısı olmaya başlıyor. 

Bu rutini annemin Marmaris'e gitmesi gerekince bozduk. Atladık arabaya annem, Oki, ben 2-2,5 saat sonra Marmaris'deydik:)) 


Yolda giderken meşhur 'Okaliptuslu Yol'da durduk. Buraya 'Aşıklar Yolu' da denir. Hatırlıyorum daha küçükken bu yol trafiğe açıktı. Şimdi trafiğe kapalı, yanından geçip gidiliyor. Eskiden nasıl o arabalar, otobüsler geçiyormuş bu yoldan şaşırıyorum. Öyle güzel bir atmosferi var ki :))) Durmadan geçip gidemezdim. 





Gittiğimiz gün öğlen annemin işi hallolunca sonrası bize kaldı:))) Akşam üzeri hemen Netsel marina'ya gittik. Marina'da, barlar sokağında falan dolandık. Ben eski günleri yad ettim :))







Severim Marmaris'i. Üniversite ve sonrası yaklaşık 10 yılımın yaz tatilleri orada geçti. Yani gençlik yıllarım:))) gecesini gündüzünü doyasıya yaşadım. Son üç yıl önce bir bayramda çocukları alıp gitmiştik Beliz'le. Özlemişim, hasret giderdim biraz:)))

Ertesi gün sıcak mıcak demeden Oki'yi Marmaris Kalesi'ne götürdüm. Yavrum sıcağın alnında söylene söylene de olsa gezdi benimle:)))






Sıcaktan bayılmış bir Oki ve gezmekten mutlu bir ben:)))


Ve kale dönüşü gözümüze takılanlar,





 Eeee Marmaris'e kadar gelip de, İçmelere karşı bir çay içmeden gidemezdik değil mi?



Ertesi gün kahvaltımızı yapıp yola çıktık. İlk mola Sedir Adası yolu üzerindeki 'Çınar Restaurant' oldu. Burası saklı bir cennet adeta. Kahvaltısı da çok iyidir, yolunuz düşerse mutlaka uğramanızı tavsiye ederim:)


Biz kahvelerimizi içip kalktık. Çünkü asıl yol üzerinde gitmek istediğim başka bir yer vardı. Oraya bir an önce gitmek istiyordum. Marmaris Muğla yolu arasındaki Akyaka. 



Muğla'nın Ula ilçesine bağlı olan Akyaka, Mimar Nail Çakırhan'ın geleneksel Muğla mimarisine sadık kalarak inşa ettiği 'Çakırhan Evi' sayesinde 1983 yılında Ağa Han Uluslararası Mimarlık Ödülü'nü almış. Doğaya uyumlu, ahşap, cumbalı ve iki katlı evler böylece Akyaka'nın kendine özgü mimarisini ortaya çıkarmış. 2016 da 'Yavaş Şehir' (Cittaslow) unvanını alan Akyaka, Gökova Körfezinde görülmeye değer bir belde. Yazın devamlı esen termal rüzgarlardan dolayı kitesurf (uçurtma kayağı) için de çok uygun. 2 kilometrelik Azmak Çayı'nda tekne turu yapmak da mümkün. Azmak Çayı'na 'Kadın Azmağı'da deniliyormuş. Nedeni ise eskiden köylerde su olmadığından kadınlar çamaşırlarını burada yıkarmış. Nehirdeki suyun yüzde 60’ı bol mineralli sodalı su, yüzde 40’ı da kaynak suyuimiş.


Azmak Çayı



Begonviller içinde Akyaka evleri


Ve uçurtma kayağı (kitesurf) yapanlar :)


Akyaka'ya seneler evvel gitmiştim, o zamanlar adı yeni yeni duyulmaya başlamıştı. Yeniden görmek çok güzel oldu:)) Biraz sahilde, biraz merkezde dolaştıktan sonra bir şeyler yemek için oturduk. Bi baktım oturduğumuz yerin karşısında bir kahve dükkanı:))) Durur muyum hiç, yemeğimiz bittikten sonra kahvelerimizi içmek için hemen oraya geçtik.



Bulmuşum cold brew, içmez miyim:))) Bu arada Akyaka'ya gidip de Assos'da bir kahve içmek isterseniz unutmayın 14:30-17:30 siesta zamanı:))



Tatil arası tatil gibi oldu Marmaris bize :))) Üç güne epey şey sığdırdık. Eve döndükten sonra da aynı düzen devam etti. Taa ki Emre gelene kadar. 

Devam edecek:))))



   

29 Ağustos 2016 Pazartesi

Tatilin Özeti - 2016 vol.01

Aylar sonra tekrar merhaba sevgili bloğum :) Uzun uzun aralar verir oldum, ama bir yerden de geri dönüş yapmak lazım. Sen benim bir nevi günlüğümdün, geçmiş yayınlara baktıkça hatıralar canlanıyor gözümde, ne çok şey paylaşırdım eskiden. İki üç ayda bırak haftada iki üç post girerdim, her şeyimi anlatırdım. Yaptığım işleri, diy projelerini, yediğimi içtiğimi, gezdiğimi gördüğümü. Yine eski günlerdeki gibi olalım istiyorum. Eğer sen de istersen:))

O zaman son 1-2 ayın nasıl geçmiş biraz bahsedeyim. İki yıldır bir yerde çalışmıyor olmanın verdiği rahatlıkla geçen sene olduğu gibi bu sene uzun bir süre yazlıktaydım. (geçen yaz sonu üşengeçlikten tatili yazamamıştım içimde kaldı, olsun:()

Bu senede son on bir yıldır olduğu gibi Bodrum Kıyıkışlacık'daki yazlığa gittik. Emre bayramı değerlendirip bir haftasını bizimle geçirdi. 



Deniz ve güneşle geçen sahil saatleri hızla geçip gitti tabii. Emre'nin Ankara'ya dönmesine yakın 2-3 günlüğüne Milas Ören'e geçtik. Giderken Yolda 'Uyku Vadisi'ne uğradık.

Uyku Vadisi; Bodrum-Milas arasında Gökçeler Köyüne 800 metre mesafede Hamza Bey Çayı’nın kıyısında, zeytin, çam, çınar, ceviz ve narenciye ağaçlarının içinde turistlik bir tesis. 

13 odalı tesiste yaz ve kış aylarında kalınabiliyor. Doğanın içinde olmasından dolayı Yürüyüş, bisiklet, dağcılık, motor sporları, doğa fotoğrafçılığı gibi aktiviteler de yapmak mümkün.


Biz de orada güzel bir kahvaltı ettik.   





Kahvaltı sonrası şelalesinde serinleyip, kahvelerimizi içtik ve yolumuza devam ettik.




Ören; Gökova Körfezinde Muğla'nın Milas ilçesine bağlı sahil şeridinde bir mahalle. Kalacak uygun fiyatlı otel, motel ve pansiyon bulunuyor. 2015 yılında açılan Gökova Ören Marina'nın açılmasıyla hareketlenen Ören'de yamaç paraşütü yapmak da mümkün.



2-3 gün Ören'de babaanne, dede, hala ve kuzenle kaldıktan sonra babadan ayrılma vakti geldi :( Emre'yi Ankara'ya yolcu ettikten sonra Oki ile yazlığa Kıyıkışlacığa geri döndük. Döndüğümüzde ablamlarda gelmişti. Daha sonra da annemin gelişiyle 40-45 güne yakın yazlığın tadını doyasıya çıkardık Oki ile:)))

Yazlıkta günler deniz, güneş, sahil diye geçip giderken evde de boş durmadım. Ankara'dan neredeyse tüm boya malzemelerimi taşımıştım. Meleklerim dışında, Ören'den topladığım taşları ve evde eski olan 1-2 sehpayı boyadım.

Bu arada sehpaları Cadence Very Chalky ile boyadım, süper bir şey. Astar veya zımpara gerekmeden iki katta çok iyi sonuç veriyor.


Çiçeklerimi de Ankara'da boyadığım toprak saksılara diktim. Geçen seneden beri aklımızda olan projeyi de gerçekleştirdik. Evin tam girişinde bulunan toprak alan için yıllardır bir çözüm bulamıyorduk. Bir şey eksek tutmuyor, toz toprak bir halde duruyordu. Sonunda bacoşla beraber beton döktük oraya, ablamla ve çocuklarla boyadığımız, peçete transferi yaptığımız taşları ve deniz kabuklarını gömdük :)) Üzerine de saksıları yerleştirdik, oldu bitti :)))





Her sene 1-2 defa Bodrum'a veya Yalıkavak'a gideriz. Yine bir gün, bu sefer sevdiğimiz arkadaşlarımızla buluşmak üzere Yalıkavak'a gittik. 


Güzel bir gün geçirmiştik.


Taa ki ayrılmaya yakın aldığımız kötü haberlere kadar. O gün 15 Temmuz'du ve akşam darbe girişimi olmuştu:( Elimizde telefon, kulağımız radyoda Ankara'dan gelişmeleri öğrenmeye çalışarak döndük evimize.

O günlere dair yazılacak çok şey var aslında. Sıkıntılı günlerdi. Gündemi her daim takip ettik. Çok üzücü olaylar yaşandı. Akabinde OHAL ilan edildi. Şimdi her şey normale dönmüş gibi. Umarım daha güzel yarınlar ülke olarak bizi bekliyordur.


Tatil uzun olunca bir posta sığdırmakta zor oluyor haliyle. Devamı gelecek diyerek bu günlük bu kadar diyelim:) Zira otur kalk bir günümü aldı bu yayın:))



1 Temmuz 2016 Cuma

Bir ce-eee deyip kaçıyorum:)

Amanınnnnn ne kadar uzun zaman olmuş bloğa uğramayalı :(((( Nisandan beri iki satır yazmamışım, hiç bir şey paylaşmamışım. Bugün yarın derken haziranın sonu gelmiş, sıcaklar başlamış, tatile gitme vakti gelmiş. Gitmeden bir ses vereyim dedim, umarım postu bitirecek vakit bulabilirim. Çünkü artık sıcaklardan hiç bir şey yapılmıyor, daha bavul hazırlanacak, yapacak bir sürü iş var. Neyse hemen hızlı bir giriş yapayım o zaman.

Efendim biz bu sene 4. sınıfı bitirdik:))) zaman ne çabuk geçiyor diye mevzuya girmek istemiyorum, çünkü duygusala bağlamak için çok müsait bir konu.  Neyse öyle böyle dört sene geçti, güzel de geçti çok şükür. Artık orta okul öğrencisi oldu Oki:)))


Şimdi mezuniyet çaylarının olduğu güne dair 1-2 fotoğraf:)))



Süper 5'li :)))


Ve sevgili öğretmenimiz Derya Hanım;))) Emeğini, hakkını ödeyemeyiz. Sayesinde çok güzel ve başarılı bir dört yıl geçirdik. Her şey için çok müteşekkirim:))




Ve bu sene için hazırladığım hatıra süsler:))


Geçen sene yaptıklarım burada 


Şimdilik bu kadar, ben postu yazıp yayınlayana kadar 3-4 gün geçti. Yolculuk günü geldi çattı. Şimdi son hazırlıkları yapıp yola çıkma vakti. Şimdilik hoş çakalın,:)

4 Nisan 2016 Pazartesi

Yeni proje ne oldu acaba?

Evetttt hafta sonu itibariyle bahar tam anlamıyla geldi gibi:))) 'Gibi' diyorum, çünkü hiç belli olmaz her an havalar bozabilir, nitekim geçen sene nisanda kar yağmıştı, unutmayalım.

Ağaçlar çiçeklendi, doğa canlanıyor. Fulya, nergis, lale, sümbül derken frezya, krizantem, papatya daha neler neler, miss gibi çiçek dolacak her yer. Nazar değdirmeden bahar havasını yansıtacak bir post gelsin o zaman:)

Tığ işi sevdam devam ediyor. Demiştim 'Tığ İşi Projeleri kitabındaki her projeyi yapmak istiyorum' diye. Ancak kullanacağım ve becerebileceğim şeyleri tercih ediyorum:))) bakalım bu seferki proje ne olmuş:)))


Baharın gelişiyle evde mümkün olduğunca taze çiçek bulundurmaya çalışıyorum. Çünkü renkleri, kokuları ilk baharı evin içine taşıyor, mutluluk veriyor:)) Eee çiçek alınca eve onları koyacak vazo veya kavanozlara ihtiyaç duyuyorum. Ama öyle boş boş camlar olmuyor. Hahhh işte bu sebepten ben de kavanozlara ördüm bu sefer:)))


Kitapta 'tablet kılıfı' olarak yer alan projeyi ben kavanozlara uyguladım. Tabii yine ör-sök, ör-sök tarzında:))) Çünkü bu sefer de kavanozların çevresini hesaplamak zor oldu. Başlangıçta attığım zincirler kavanozun çevresine tam gelirken, ördükçe daralmaya başladı. Bu yüzden bir kaç defa ördüğüm 3-5 sırayı sökmek ve tekrar örmek zorunda kaldım:))


İlk yeşil olanı ördüm, en büyüğü de oydu. Onu ördükten sonra diğerleri daha rahat oldu:)) Birer günde bittiler:)))



Böyle üçlü kavanozlarım oldu işte :)) İçlerine de aldığım çiçeklerle ev miss gibi kokuyor şimdi.


Fotoğrafta yünlerin bulunduğu sepet de meleklerimi seven https://www.instagram.com/mdshome/ profilinin sahibi sevgili Müge hanımın hediyesi:)) Ben çok sevdim, tekrar buradan da  teşekkür etmek isterim bu ince düşüncesi için:)))


Şimdilik bu kadar:)) Bundan sonraki tığ işi projesi ne olacak ben de çok merak ediyorum:)))

İpana Luxe Perfection Beyazlatıcı Diş Macunu yorumlarım

Doğru makyaj, dolgun kirpikler, bakımlı bir cilt, hacimli saçlar… En önemlisi de beyaz dişlerle sağlıklı, güzel bir gülümseme! Bu yüzden diş bakımına ve beyaz olmasına oldukça özen gösteriyorum. Sürekli yeni ürünleri deneyimlemeyi de seviyorum. Burada raflarda gözüme çarpan ve Amerika’nın en büyük diş macunu markası olan Crest aslında Procter and Gamble’ın Türkiye’de sunduğu İpana markasıyla tamamen aynı içeriklere sahipmiş. Dünyada ilk defa beyazlatıcı bantları üreten bir marka olduğu için 3 boyutlu Beyazlık ailesi oldukça ilgimi çekti. Son zamanlarda market alışverişine gittiğim her mağazada ve televizyonlarda sıklıkla İpana’nın yeni ürünü olan Perfection’a denk gelince ve özellikle 3 günde %100’e kadar lekesiz iddasını duyunca denemek istedim ve hemen aldım.

İpana’nın en hızlı ve en güçlü beyazlatıcı diş macunu ünvanına sahip bu diş macunu ile deneyimlerimi sizlerle paylaşmak istedim. Diş hekimimin de daha beyaz bir diş için önerdiği İpana 3D White Perfection ile güvenle, bembeyaz gülebiliyorum.

Perfection diş macunu 3 Boyutlu Beyazlık ailesinin en ileri ve etkili beyazlatıcı diş macunu teknolojisini içeriyor. Böylece diş minesine zarar vermeden sadece 3 günde diş yüzeyindeki lekeleri %100’e kadar etkin biçimde çıkarıp ve bembeyaz bir gülümsemeye sahip olmamızı sağlıyor.

Performansına gerçekten çok şaşırdım. Etkisi inanılmaz! İlk kullanımdan itibaren bile diş yüzeyindeki lekeleri çıkarma etkisini farkediyorsunuz. Keskin nane tadıyla ferahlığı sağlıyor, böylece uzun süre ferah bir nefese de sahip oluyorsunuz. Beyazlatma etkisi bu kadar iyiyken diş mineme hiç bir zarar vermediğini bilmek de çok güzel.

Procter and Gamble’ın tüm dünyada pazara sunduğu en gelişmiş beyazlatıcı diş macunu olan 3 Boyutlu Beyazlık Luxe Perfection İpana ile Türkiye’de de raflarda yerini aldı. Denediğinizde bana hak vereceksiniz:) Kullanmadan kesinlikle inanmazdım, deneyince etkisini gördüm ve mükemmel sonuç aldım.

Tam bir bakım sağlamak için aynı ailenin Oral-B 3D White Luxe ağız bakım suyunu da kullanıyorum. O da diş macunu ve fırçasının ulaşamadığı alanlardaki lekeleri bile çıkararak uzun süre, keskin bir ferahlık sağlıyor.

Unutmadan küçük bir not ekleyeyim; P&G ve İpana ürün performansına o kadar güveniyor ki, memnun kalmazsanız paranızın 2 katını iade ediyor. Bu nedenle beyazlatıcı etkisini kendiniz de görün diye bence gerçekten denemeniz gereken bir ürün.

Ürünü satın almak isterseniz tıklayınız!

P.S. Bana bu bilgiler yetmedi, ağız ve diş sağlığı üzerine daha çok şey merak ediyorum diyenleri aşağıdaki siteye alalım.  
http://www.agizbakimuzmani.com/

#ipanaperfection  #gülüşünügöster

İçerik Kaynak: http://kokoshgirl.com/
Video Kaynak: https://www.youtube.com/watch?v=B7MDJzarokU

 

Bir boomads advertorial içeriğidir.

2 Nisan 2016 Cumartesi

String Art - Yıldız

Her zaman yeni şeyler denemeyi severim:)) İlk denemesini burada yaptığı 'string art' yani iplik sanatının ikinci çalışması da bir yıldız oldu. 


Evde bulduğum bir ahşap parçasını önce kahverengiye boyadım, mumladım, beyaza boyadım ve eskittim. 


Sonra çiviler, çekiç ve ipleri aldım önüme. Zaten aklında yıldız yapmak vardı. 10 tane çivi yeter sandım. Çaktım bi güzel çivileri. Başladım ipi dolamaya. Ama ipi doladıkça baktım güzel olmuyor. Aralara ikişer tane daha çivi çaktım. 



Böylece yıldız şekli daha belirgin oldu:)) Başladım ipi gelişi güzel çivilerin arasından dolamaya.


Çivileri çakarken evet çok ses çıkıyor. Ama iyi stres atıyorsunuz. Sinirlendiğiniz veya canınızı sıkan bir şey varsa, çivilerin kafalarına vura vura rahatlıyorsunuz. Ya da düzgün çakacağım diye stres oluyorsunuz. O tamamen size kalmış:))


Çivileri çakma dışında, çocuklarla da yapılabilecek bir aktivite olabilir. Belki odalarına asmak için adlarının yazılı olduğu bir iplik sanatı çalışması yapabilirsiniz:))


Başka neler var neler:))

Related Posts with Thumbnails