Gündemden o kadar geri kalıyorum ki, bu postu aslında yaklaşık bir ay önce, sıcağı sıcağına paylaşmam lazımdı:( Neyse geç olsun da güç olmasın:))
İki ay oluyor herhalde instagramda bir davet aldım. Ankara'da Cafemorin'nin sahibi her ay mini bir fuar düzenliyormuş. Bana da meleklerimle katılır mıyım diye sormuş. Ben de seve seve kabul ettim:)) Hemen fuarda sergilemek üzere melekler yapmaya başladım.
Ayakta duran ve asılabilen meleklerin yanı sıra kalpler ve melek kanatları da hazırladım.
Gelelim o güne;
sabah gayet güzel kalktım, kahvaltı ettik. Zaten tüm hazırlıklarım, paket kağıtlarına kadar tamamdı (Hiçbir işimi son güne bırakmayı sevmem). Çıkmadan mutfağı toparlayayım dedim. 1-2 bulaşık vardı. Yıkayayım da akşama iş kalmasın dedim. Son parça bir tane cam fanus kapak vardı. "Aman dikkat edeyim, elimden düşürüp kırılmasın" derkennnnnn, artık nasıl sıkmışsam çattt diye elimde kırılıverdi. Kan görmeye dayanamam, bakamıyorum ama derin gittiğine eminim. Neyse ki Emre daha evdeydi, dedim "KOŞŞŞ" bu iş dikişlik gibi. Hemen hazırlanıp, yakındaki hastaneye gittik. Nitekim 5 dikişle, sarılı bir serçe parmakla çıktık oradan:((((
Allah'tan sol elimin serçe parmağı olduğu için günlük hayatımı pek zorlamadı. Ama uzun süre sargılı kaldığı için pek bir iş gelmedi elimden:( Daha hala da kesik kapanmış değil, epey derin kesilmiş anlaşılan.
Fuar günü de böyle tatsız bir macera ile başlasa da gene de güzel bir gün oldu. İlgi ve katılım çok güzeldi:) Diğer stanlarda da çok güzel işler vardı. Ama onların fotoğrafını çekmeyi unutmuşum. Eeee can tatlı tabii, elimin derdine düşmüştüm:)
Artık o güne ait bir postta yazdığıma göre, biraz hızlanıp arayı kapatmam lazım. Bu arada beklenen bahar geldi gibi. Nisan'ın 15'i oldu. Geçen hafta acayip soğuktu. Ayın 10'un da sabah bir kalktık, bildiğin kış, her yer kar. Ciddi ciddi arabanın üzerinden Ocak ayındaki gibi kar temizledik. O yüzden iki güneş gördük mü bahar geldi mi acaba diye şüphelenir olduk. Amman nazar değmesin son iki gündür hava fena değil:)