28 Ağustos 2009 Cuma

MUTLU YAŞLAR BİTANEMMMMM


Hayatımın en güzel gününü 3 yıl önce bana yaşatan biricik oğlum, aşkım, canım, hayatım, her şeyim ...

Bu gün 3 yaşını dolduruyorsun. Bana annelik gibi eşsiz bir duyguyu yaşattığın için sana çok teşekkür ederim. Sana iyi bir anne-baba olabilmek için çabalıyoruz. İnşallah seni iyi bir insan olarak yetiştirebiliriz.

Nice mutlu yaşlara bitanem, daha uzun yıllar sağlıkla, mutlulukla, güzelliklerle hep beraber olmak dileğiyle...



HAYATIMIN EN GÜZEL GÜNÜ - 5 - Mutlu Son

İçeri girdim ve işte o zaman ben de heyecan başladı. Ya soğuktan ya da sinirsel bütün vücudumun zangırdadığını hissediyor ama tutamıyordum kendimi. Belden aşağı hissizdi. Ağzı burnu kapalı tanımadığım bir sürü insanın içindeydim. Biraz tedirgindim. Oram gözüktü, buram açıldı, üzerimdeki örtü vücudumun ne kadarını örtüyor diye bir yandan düşünüp, bir yandan da ‘aman bana ne nerem gözükürse gözüksün umurumda değil’ diyordum. O sırada doktorum Murat Bey‘in de elimden sıkıca kavramasıyla beni ameliyat masasına geçirdiler.
Sonrası hem çok uzun hem de çok kısa geçti. Bir yandan beni ameliyat için hazırlıyorlar, bir yandan sol koluma ve elime bir şeyler takıyorlar, tansiyonumu ölçülüyorlar, bir yandan da Nurettin Bey sağ kolumu sadece kulağıma götürebileceğimi sakın öne doğru uzatmamam gerektiğini söylüyor ve etrafta olan bitenle ilgili bana bilgi verip beni oyalamaya çalışıyordu.

Bunlar olurken bir baktım Nurettin Bey sağ elime bir şey verdi ve kulağıma götürmemi söyledi. Dediğini yaptım. Verdiği meğerse telefonmuş. Odaya bağlanmış karşımda Beliz. Hemen Emre’yi istedim ama o aşağıda doğumhanenin kapısında bekliyormuş.

Bu arada sezeryan başlamış, Nurettin Bey bana gelişmeleri anlatıyor, ben telefonda Beliz’e anlatıyorum. Beliz de oda da bekleyen herkese olanları canlı canlı aktarıyor. Annemle de konuştum. Ona gayet iyi olduğumu söyledim. Canım benim çok heyecanlıydı.

Yavaş yavaş bebek gözükmeye başladı. Önce kafası çıktı sonra küçücük bedeni. Saat tam 18,21 de Okan dünyaya geldi. Hemen arkasından da ince cılız bir ağlama sesiyle ‘merhaba’ dedi.

İşte hayatımın en güzel, en muhteşem, en unutulmaz anı...







Okan’ı yandaki masanın üzerine alıp ilk kontrollerini ve temizliğini yaptılar. Yavrumun gıkı bile çıkmadı. Nurettin Bey ‘Hiç gerekmedikçe ağlamıyor’ dedi. Hala da öyle çok bi sıkıntısı yoksa ağlamıyor.





Kontrolleri ve temizliği bitince yanıma getirdiler. O şiş küçücük yüzünü içim titreyerek öptüm. O benim bebeğimdi, benim oğlum, canım benim...


Sonrası hayal meyal. Okan’ı alıp çıkarttılar. Ben hala masanın üstündeyim. Bedenim pelte gibi. Çok uykum geldi, ama Murat Beye ve oradakilere ayıp olur diye düşündüğümden uyuyamıyorum. Ama daha fazla dayanamıyorum biraz içim geçiyor.

Odaya çıkana kadar geçenler biraz bulanık. Herhalde dikilirken anestezinin dozunu arttırıyorlar. Tamamen baygın değilim ama her şey o kadar nette değil. Artık odadayım, Okan iyice temizlenmiş, giyinmiş beni bekliyor. Hemşirelerin yardımıyla kucağıma alıyorum ve onun için de benim için de ilk iletişimimiz başlıyor. Bebeğimiz kucağımda ve emmek istiyor...


20 Mart 2007

27 Ağustos 2009 Perşembe

HAYATIMIN EN GÜZEL GÜNÜ - 4 - Hastanedeyiz

Evet sonunda hastanedeyiz. Beliz ve Yağmur bizden önce gelmişler. Hastaneye giriş işlemleri yapılıyor ve odamıza çıkıyoruz.Yavaş yavaş ben de heyecanlanmaya başlıyorum. Artık ben ben değilim. Bi yandan aşırı rahat ve sakinim, bi yandan da sabırsız ve heyecanlı.

Hemşireler beni hazırladı. Yattık bekliyoruz. Doktorum Murat Bey geldi. Beni muayene etti. Ama 1,5 cm açılık var. Henüz bir şey yok. Bu arada Nurgül geldi, Tülay geldi. Annem, Nurdan anne, Beliz, Yağmur, Emre odada bekliyoruz. Laflıyoruz, fotoğraflar çekiliyoruz.

Bi ara hemşireler gelip herkesi odadan çıkarıp lağman falan yaptılar. Daha kötü bir şey bekliyordum ama onda bile çok sakindim. Sonra NST’ye bağlandım. Doktorum gelip gidiyor ama hala bir gelişme yok. Suni sancı verildi. Ben hiç bir şey hissetmiyorum, açıklık hala 1,5 cm. Böyle 3-3,5 saat geçirdik. En sonunda Murat Bey gelip ‘Daha fazla beklemeyelim, alalım artık’ dedi. Doğumu engelleyen bir şey var ama irdelemiyorum, öyle ya da böyle bebeğime bir an önce kavuşmak istiyorum.

Epidural takılacak. Anestezi uzmanı Nurettin Beyle daha önce tanışmıştık. Çok tatlı, espirili, insanı rahatlatan bir adam. Yine odadan herkes çıkarıldı. Bana yapılacak işlemin nasıl bir şey olduğunu anlattı. Kıl gibi ince iğneyi gösterdi. Ben de uygun olduğunu söyledim ve güldük. Sanki uygun olmasa yapılacak bir şey varmış gibi. Geceleri bazen yattığımda doğumun nasıl olacağını düşünürdüm. Normalde olsa, sezeryan da olsa epidural olacaktı. Ona hazırlıklıydım. Ama insan kendini ne kadar hazırlasa da bilmediği ve ilk defa yapılacak bir şey olduğu için tedirgin oluyor. Hele de göremediğiniz bir yerde yapılacak bir işlemse... Nurettin Bey’in ve Murat Bey’in dediklerini yapmaya çalışıyorum. Uygun pozisyona geldikten sonra (ki bir hamile için bu duruş zor bi duruş) tek hatırladığım Emre’nin elini sıkı sıkı tuttuğum. Doğum için yapılan bu işlem sırasında Emre’nin yanımda olmasını istemiştim. Onun varlığı bize güç vermişti.

Evet epidural işlemi bitti. Sırtımda, omzumda, kolumda ve elimde bağlı bir şeyler var. Ne olduklarını düşünmemeye çalışıyorum. Çünkü düşündükçe içim bir fena oluyor. Epiduralde yapıldığına göre artık daha fazla beklemeyeceğiz. Aylardır beklediğimiz an yavaş yavaş gelmekte.

Son hazırlıklar yapılıyor. Birazdan ameliyathaneye ineceğiz. Daha önce doğum yapanlardan ve ameliyat olanlardan duyduğuma göre ameliyathane soğuk bir yer. Murat Bey’e neler olacağını soruyorum. ‘Önce bebeği çıkartıcağız. Onun muayenesi yapılıp, hemen odaya çıkaracaklar. Sizinle işimiz biraz sürecek. Bebekten yarım saat kırk beş dakika sonrada siz çıkmış olursunuz odaya ‘dedi. Ben de ‘Yaa ben onca zaman sıkılırım, aşağıda napıcam?’ diye espiri yaptım. Ya Nurettin Bey ya da Murat Bey şimdi hatırlamıyorum ‘Ee o zaman sizde odada sevdiklerinizle konuşursunuz‘ dedi. Hepimiz güldük geçtik.

Odada yataktan sedye ye yatırıldım. Artık bacaklarımı hissetmemeye başlamıştım. İşten erken çıkıp kızlar da (Elvan, Umut, Ayşe) doğuma yetişmişlerdi. Saat 18’e gelmek üzereydi.

Odadan çıkıp asansöre doğru giderken bile sakin olmaya çalışıp, etrafımdaki insanlarla el sallaşıp ‘Konfeti falan yok muydu?’ diye laf yetiştiriyorum. Herkesin iyi dileklerini alıp bir bilinmeze doğru iki hemşire ve Hayatımla (Emre) birlikte asansöre bindik. Artık ben kesinlikle ben değildim, nerdeydim, nereye gidiyordum, ne olacaktı...Yukarıda annemi, ablamı ve sevdiğim insanları bırakmış oğlumla ilk kez karşılaşmaya gidiyordum.

Emre’nin de doğuma girmesini çok istemiştim. Ama doktorum ameliyat olacağından dolayı kabul etmedi. Bizde ısrar etmedik. Doğumhanenin kapısında birbirimizi öperek ayrıldık.

26 Ağustos 2009 Çarşamba

HAYATIMIN EN GÜZEL GÜNÜ - 3 - Yeter Artık

Yeter artık bir an önce doğsun! Okan’ı çok merak ediyorum, onu kucağıma almak istiyorummm...

40 haftayı da dolu dolu yaşadık. Normal doğum bekliyoruz. Ama ne gelen var ne giden. Son 40. hafta kontrolünde doktorum NST (nonstres testi) ve FBS (Fetal Blood Sampling) testleri yaptırmamı istemişti. NST yi yaptırdık ama FBS için ultrason aleti bozuk olduğundan yaptıramadık, pazartesi gününe kalmıştı. Böylece iki gün daha geçti.

Pazartesi sabahı erkenden, ağustosun o sıcağında karnım burnumda Emre ile Numune hastanesine FBS denen testi yaptırmak üzere yollara düştük. Malum devlet hastanesi. Oradan oraya gittik geldik. O binadan bir diğerine prosedürleri tamamladıktan sonra FBS’ye bakacak doktorun kapısında beklemeye başladık. Neyse sıra bana geldi. Girdim içeri. Hazırlandım, doktor geldi. Ultrasonda istenen ölçümleri yapmaya başladı. Bu arada bir iki bilgi veriyor. ‘Suyu azalmış’ falan diyince tamam dedim normal veya sezeryan artık bu gün geliyor bebeğim. Neyse doktordan ölçümlerin sonucunu alıp benim kendi doktoruma gidecektik. Ama Emre dayanamadı ve arabaya giderken Murat Beyi telefonla arayıp raporun sonucunu okumaya başladı. Murat Bey de değerleri duyunca ‘Tamam ben şimdi hastaneyi arayıp yerinizi hazırlatıyorum. Sizde hazırlanıp hastaneye gidin orada görüşürüz’ dedi. Ben elimden geldiğince sakin olmaya çalıştım. Çünkü yanımda Emre benden heyecanlı, eve gidip anneme söyleyince o bizden de heyecanlı olacaktı. Sakin sakin eve gittik. Anneme ‘hadi yavaş yavaş hazırlan hastaneye gidiyoruz. Acil bir şey yok. Telaşlanma’ diye önce annemi sakinleştirdik. Benim ve Okan’ın eşyalarını günler öncesinden hazırlamıştık. Bizim eşyalarımız tamamdı. Şimdi artık oğlumla beraber duşumuzu alıp giyinip hastaneye gidebilirdik.


Ben son hazırlıklarımı yaparken Emre Nurdan anneyi aramış o da ışık hızıyla bize gelmişti. Belizle konuştuk. Onlarla da hastanede buluşacaktık. Evden çıktık. İki anne arabanın arkasında suspus oturmuşlar hiç ses çıkartmıyorlar. Emre sakin olmaya çalışıyor ama hafif panik havası var. Önceden belirlediğimiz ve ne kadar zamanda hastaneye gideceğimizi tespit ettiğimiz yola koyulduk. Ama tabii burası Türkiye. Önceden acil bi durumda hastaneye en kısa nasıl gideriz diye tespit ettiğimiz yol bu gün inşaattan dolayı kapalı. Neyse ki acil bi durum yok. Emre sinir içinde hemen alternatif başka yollardan hastaneye götürüyor bizi. Ben bu arada sakinim. Arkadaşlarımı arayıp doğum için hastaneye gitmekte olduğumuzu haber veriyorum. Duyan benden heyecanlı, iyi şanslar diliyor.

25 Ağustos 2009 Salı

HAYATIMIN EN GÜZEL GÜNÜ - 2 - Büyük Sürpriz

Yılbaşı akşamını arkadaşlarla beraber ablamların evinde geçirecektik. Ben de hazırlanıp erkenden Belizlere gittim. Yolda giderken hala inanamadığım için daha iyi bir marka gebelik testi alıp öyle gittim. Şüphelendiğim şeyi belli etmemek için hiç bir şey yokmuş gibi normal davranmaya çalışıyordum. Hatta sigara bile yaktım ama içime çekmeden içtim. Sonunda dayanamadım ve tuvalete girip 2. testide yaptım. Sonuç gene pozitifti. Emin olmak ve ablamlarında bunu öğrenmesi için ablamı yanıma çağırıp testi gösterip bunun doğru olup olmadığını sordum. Önce şaşırdı sonra sevinçten bağırarak göz yaşları içinde birbirimize sarıldık. Sesimizi duyan eniştem Ünsal ve yeğenim Yağmur yanımıza geldi ve durumu onlarla paylaştık. Şimdi sıra akşam Emre’ye sürpriz yapmaktı. Bunun için kimse bir şey çaktırmayacaktı. Bu, akşama kadar bizim küçük sırrımız olacaktı.
Akşama doğru arkadaşlarımız ve Emre geldi. Yemeğe oturduk. Yemeklerimizi yerken ara verip hediye faslına geçtik. Herkes birbirine aldığı hediyeleri verdi. Ben de Emre için aldığım çantayı verdim, öpüştük kutlaştık. Ortalık biraz sakinleşince ‘haa bide ufak bir şey daha vardı’ diye hediye paketine sardığım gebelik testini Emre’ye uzattım. Önce pakete şaşırdı niye ikinci bir hediye diye. Paketi açtıktan sonra bu sefer içindekini görünce ve ne olduğunu anlayınca daha da şaşırdı. Göz yaşlarını tutamadı ve birbirimize sarılıp bir süre ağlaştık.

Bu arada orada bulunan çok sevdiğimiz arkadaşlarımızda şoktalardı. Böylece o zaman henüz adı sanı belli olmayan bebeğimizin haberini sevdiklerimizle paylaşmış olduk.

Ayın üçünde hemen doktora gidip hamileliğimi kesinleştirdik. Sonra bu güzel haberi öncelikle ailelerimizle ve diğer sevdiklerimizle paylaştık.

Hamilelik dönemim rahat ve huzurlu geçti. Çok bi sıkıntım olmadı. Çevremdekilere de pek bi sıkıntı çektirdiğimi sanmıyorum. Ufak tefek şeyler olmuştur ama oda her hamişin başına gelir canım.

40 hafta boyunca yapılan bütün testlerde ve kontrollerde benimde bebeğinde her şeyi normal çıktı. Sorunsuz ve sıkıntısız bir dönem geçirmiştik. Tek sıkıntım doğumun ağustos ayının sonuna doğru olmasından dolayı havaların çok sıcak olmasıydı. Ve tabii bir an evvel bebeğime kavuşmak istemem.





24 Ağustos 2009 Pazartesi

Oki'nin yeni duvar süsü

Oki'nin odasına keçeden harflerle ismini yazdım :)







HAYATIMIN EN GÜZEL GÜNÜ - 1 - Oldu mu acaba?

Bu hafta 20 Mart 2007 de yazdığım bir yazıyı 5 gün boyunca bölüm bölüm yayınlamaya karar verdim. Düz yazı yazma konusunda pek bir becerim yoktur. Ogün yaşadıklarımı yazmak istemiştim. İşte 3 sene öncesine gidelim.



Oldu mu acaba?

Okan şimdi 6,5 aylık. Zaman ne kadar çabuk geçti anlamadım. Daha geçen sene bu zamanlar hamileliğimin 17. haftasını yaşıyordum. Üçlü testin sonuçlarını almış ve bebeğimizin %90 erkek olacağını öğrenmiştik.

Eşim Emre ile evliliğimizin 7. senesinde artık bir çocuk sahibi olmaya karar vermiştik. Haziran 2005 yılında ilk jinekolojik muayenemi olmak üzere doktora gittim ve çocuk sahibi olmak istediği söyledim. Yapılan muayene ve testler sonucunda bir problem olmadığını ve çocuk sahibi olabileceğimi öğrendim. Bundan sonrada yumurtlama için uygun günleri takip etmeye başladık. İlk 1-2 ay denedik. Sanki hemen olacakmış gibi her ay bir ümit heyecanla bekledik. 3-5 derken bu durum sıkıntı vermeye başladı. Baktık ki strese sıkıntıya gerek yok ‘ne zaman olursa olsun hesap kitap yapmayalım’ diye karar verip olayı doğal akışına bıraktık. Ve işte beklenen şey bizim ‘oldu mu acaba?’ diye düşünmediğimiz zamanda olmuştu.

Zaten pekte düzenli olmayan adet dönemim gecikmişti. Ama ben hamileliğe pek kondurmuyor normal gecikmedir veya iş stresinden gecikmiştir diye bir süre test falan yapmadım. Sabah bulantılarının da psikolojiktir diye düşünüp üzerinde durmadım.

Sanırım bir hafta on gün böyle geçti. Bu arada düşünmeye başladım ‘hamileysem bunu Emre’ye nasıl söylerim diye. Yılbaşı da yaklaşmak üzereydi. Eğer hamileysem bunu o gün açıklamam herkese sürpriz olur diye bekledim. Çünkü biliyorum önce test yaparsam ve sonuç pozitifse bunu saklayamam ve hemen söylerim. Yılbaşı gününü bekledim. O gün Emre çalıştığı için ben de evde tek başıma ilk gebelik testini yaptım. Bekledim ve evet renk değiştirmesi gereken nokta renk değiştirmişti. Ne yapacağımı bilemedim. İnanamadım. Ve bunu ilk kez aynada kendimle paylaştım ‘EVET HAMİLEYİM’.




Morlu-çiçekli

Zamanında Ikea’dan aldığım çatal-bıçak koymak için kullandığım tahta kutunun yeni hali.
Artık makyaj malzemelerimi koymak için kullanıyorum.



17 Ağustos 2009 Pazartesi

Çiçekli Cam Boncuklar

Bunun gibi taş boncukları burada http://ohilikethat.blogspot.com/2009/07/how-to-make-crafty-hot-plate-tutorial.html gördüm. Çok hoşuma gitti. Ben de çiçekli çiçekli yaptım :)




Güllü Kutum

Son yaptığım MDF kutu. Önce açık sütlü kahve su bazlı boya ile boyadım kutuyu. Sonra üzerini güllü güllü peçete ile kapladım. Alt kısmı biraz farklı olsun istedim. Orayı da koyu pembe boyadım ve üstüne yine güllü peçeteden kestiğim gülleri yapıştırdım. Bittikten sonra su bazlı mat vernikle verniklerdim. Biraz daha süslü olsun istenim. Bir kurdele ve yine peçeteden küçük çiçek yapıştırdığım cam boncukla süsledim :)




13 Ağustos 2009 Perşembe

İpten perde

2 sene evvel yeni evimize taşındığımızda annemle birlikte yaptığımız perde. Sanırım makrome ipi. Bir dükkanda görüp beğenmiştim. Ama çok pahalı gelmişti. Nerdeyse üçte bir fiyatına mal ettik.



11 Ağustos 2009 Salı

Kolajjjj

Bu kolajlar da evimizin antresinde çerçevelendi duruyorlar :)





10 Ağustos 2009 Pazartesi

Son durum

Ayağımdaki implant ve pin (vida ve çivi :)) çıkarıldı. Çok az dikişlerim acıyor o kadar :(




Öncesi-Sonrası

Annemlerin taa ilk evlendikleri zamanlardan kalma en az 40-45 senelik sallanan sandalye sayemde (sayemizde Ünsal-Yağmur-Oki) tekrar hayat buldu. Ünsal tamir etti, Oki zımparalama, Yağmur da boyamada yardım etti.



Öncesi

Ve sonrası






5 Ağustos 2009 Çarşamba

Yazlıktaki odamın duvarı

Bu kolajları geçen sene yazlıktaki odam için hazırlamıştım.




Ikea'dan aldığım çerçevelerin kenarlarına sıcak silikonla deniz kabukları yapıştırmıştım.





Sonrada böyle odamın duvarına asmıştım :)






Ameliyattan sonra neler oldu

Yaptığım işlere biraz ara verip bu gün Hallux Valgus ameliyatından sonra iyileşme evresinde neler oldu onları yazmak istiyorum. Çünkü diğer ayağım için aynı ameliyatı olmam gerektiğinde neler yaşadığımı hatırlamak ve bu şikayeti olan arkadaşlara da fikir vermesi için.


19 Haziran Cuma günü saat 12:00 dan itibaren hiçbir şey yiyip içmedim. Çünkü ameliyat akşam 18:00 da genel anestezi olacaktı.



Ameliyat çok güzel geçti. Hiç girdiğimi ve çıktığımı anlamadım. Hastanede bir gece kaldım. Bu arada ameliyatım Ankara Mesa Hastanesinde oldu. Hastane de çalışanları da çok iyiydi. Son derece memnun kaldım. Geceyi yarı uyur geçirdim. Ama hiç ağrım olmadı. Çünkü devamlı ağrı kesici veriliyordu.


Sabah doktorum kontrolümü ve pansumanımı yaptıktan sonra taburcu oldum. Çıktık eve geldik. Evde 3-4 gün ayağımı kalp seviyesinden yukarıda tutacak şekilde dinlenmemi söylemişti doktorum. İlk iki gün ağrı kesici ilaçlar içerek geçirdim. Çünkü ağrım çok oldu. Aslında çok şiddetli değildi ağrım ama gene de ağrıdı işte. Hele sabahları yataktan kalkmam çok zor oluyordu. Bir hafta on gün sıkıntılı geçti. Evin içinde bir odadan diğerine giderken bile çok yorucu ve sıkıntılı oluyordu. Zaten ayağıma özel bir terlik verdiler onu kullanıyordum. Ters kayık şeklinde, topuğa basmayı sağlayan bir şey. Onunla yavaş yavaş evin içinde oradan orada gidip geldim.




İki hafta içinde iki kez kontrole gittim. Doktorum ayağımın gayet iyi olduğunu artık yavaş yavaş basabileceğimi söyledi. Ama bende nerede o cesaret. İki haftanın sonunda ilk kez bandajı çıkarıp ayakta duş aldım. Ama çok zor oldu.

Evde olmaya ancak iki hafta dayanabildim. Mevsimde müsait olunca, doktorumda izin verince doğru yazlığa. Sağ olsun iki haftadır zaten annem gelmişti yanıma. Hep beraber toplandık çıktık yola. Yol da fena geçmedi. Hep ayağımı uzatarak gittim. Çünkü şişiyordu.

Neyse 3-4 gün sonra ilk denizime girdim. Doktorda yüzmenin ayağıma iyi geleceğini söylemişti. Gerçektende yüzerken suyun hareketiyle ayağım çok rahatlıyordu. Denizden çıktıktan sonra hemen kurulayıp bandajımı ve parmak arası silikonumu takıyordum.

Ameliyattan sonraki 3. hafta o özel terliği çıkarıp ara ara yalın ayak yürümeye başladım. Ama ağırlığımı tam olarak ayağımın ayasına vermeden yürüyebildim. Kısa mesafe araba bile kullanmaya başladım.

4. hafta rahat parmak arası normal bir terlik giymeye başladım. Bu arada denize girmekten dikişlerimdeki kabuklarda çabucak iyileşti.

Şimdi üzerinden 1,5 ay geçti. İşe başladım. Dikişlerim iyileşti, hafif aksayarak da olsa yürüyebiliyorum. Normal, düz terlik giyebiliyorum. Ama henüz ayakkabı veya topuklu giyemiyorum (normal olarak :) )





Bu Cuma günü ayağımın baş parmak tarafına takılan vida ve küçük parmak tarafına takılan çivinin çıkarılması için bir operasyon daha geçireceğim. Lokal anestezi ile 15-20 dakika süreceğini söyledi doktorum.

İki gün dinlenmeden sonra sanırım daha da iyi olacağım. Bir an önce olsun bitsin istiyorum hayırlısıyla :)

4 Ağustos 2009 Salı

Deniz kabuklu kutum

Yine yazlıkta kullanmak üzere yaptığım 'yaz temalı' kutum. Önce boyadım, sonra peçete transferi yaptım. Son olarak da deniz kabuklarıyla süsledim.


Deniz kabuklu çerçevem

Geçen sene yazlık evimiz için yaptığım çerçeve. Yaz deyince deniz kabuksuz objeler olmazsa olmaz. İçinde de Oki ve Vava (Yağmur)



Şaşkın Balıklarım

Bunları ameliyattan sonra evde yatar gibi otururken diktim.
Beş tane düğme gözlü, içi elyaf şaşkın balıklarım oldu. Sonra aralarına tahta boncuk ekleyerek misinaya geçirdim. Ve yazlıkta yerlerini aldılar.






3 Ağustos 2009 Pazartesi

Peçete transferi kutum

Evetttt, nerde kalmıştık?


Son peçete transferine takmıştım. Buda takıntımın bir başka örneği. Evde durup duran MDF kutuyu boyayıp, peçetelerle kapladım. Daha ne için kullanacağımı bilmiyorum ama boş durması bile hoşuma gidiyor:)





MERHABAAAAA :) :)

Merhaba arkadaşlar.
Uzun bir aradan sonra iyileşmiş bir şekilde artık aranızdayım. Eski ve yeni çalışmalarımla en kısa zamanda burada olacağım. Hepinize iyi dileklerinizden dolayı teşekkür ederim. Hepiniz çok tatlısınız :)

Başka neler var neler:))

Related Posts with Thumbnails